in ,

Hitler’in Atatürk Hayranlığı

hitler-atatürk

Savaş sonrası Almanya, Versailles Antlaşmasın kıskacı içindeydi. Bir yandan kaybedilen savaş sonrası var olan yıkım, diğer yandan ekonomik yaptırımlar, ve nihayet Versailles’in ayaklar altına aldığı alman gururu.

Almanya’nın kendisi ile özdeşleştirdiği ülke ise Türkiye’den başkası değildi.

Ne de olsa Atatürk’ün Türkiye’si de Sevr ile boğuşuyordu…

Daha fazla yazmadan, o dönem alman gazetelerinde yer bulan karikatürlere, haberlere bir bakalım:

 

 Bütün müttefikler mezarda, ama bir tek Türkiye diriliyor.

hitler-atatürk

 

Sene 1919. Atatürk önderliğindeki milli mücadelenin başlama yılı.

 

 Versailles’dan nasıl kurtulsak?

atatürk-hitler-hayranlığı

Tarihçilere mi bıraksak? Bazı paragrafları hafifçe elden mi geçirsek? Hayır… Türklerin sevr’e yaptığını yapın!. Evet, karikatürün konusu bu.

 

 Lozan güneşi..

hitler-ve-atatürk

Biz Versailles’da sıkışıp kalmışken, bu geri kalmış, kültürsüz ülke bile kendi kaderini kendisi çizebiliyor. Sene 1923. o geri kalmış, kültürsüz ülkenin başında Atatürk var.

 

Çok enteresan… bağlanmaya çalışıyorum, ama karşıdan cevap yok.

hitlerin-atatürk-hayranlığı

O esna da Atatürk telefonu ister… “Ben Kemal Paşa! kahrolası cevabınızı ne zaman alacağım?” karşı taraf: “hemen! anında!” daha sonra Atatürk Wirth’e döner… “Bakınız, işte aynen böyle konuşmalısınız.” Sene 1922…

 

 Bize Ankara Hükümeti verin!

hitlerin-atatürk-hayranlıgı

Sene 1923. Aylardan ekim… Cumhuriyetin ilanına sadece iki gün var. Alman basını, Atatürk’ün izinden gidip, başkenti Münih’e taşımayı, bu şekilde düşman devletlerin kontrolünü azaltmayı tartışıyor. Örnek olarak da Atatürk’ün Ankara’sı gösteriliyor.

 

Cumhuriyetin ilanının 10. senesi.

atatürk-hitler

Almanlar Almanya’da, Alman halkının da katılımı ile Türkiye’nin Cumhuriyetinin 10. senesini kutluyorlar. Sene 1933.

Hitler, yukarıdaki alıntıların sadece sonuncusunda görevde. Daha öncesinde pek piyasada yok. Ama Alman halkı orada.

Ezilen gururunu, ayaklar altına alınan benliğini ayağa kaldıracak birini arıyor.

Örnek olarak da Türkiye’yi ayağa kaldıran Atatürk’ü görüyor.

Amerikan haber sitesi Daily Beast’in derlemesine göre, Nazilerin Hayalindeki Atatürk (Atatürk in the Nazi Imagination)‘ isimli kitapta öne çıkan belge ve iddialar arasında şunlar yer alıyor:

‘Hitler ve Goebbels kişisel olarak hayrandı’

* Hitler, iktidara yükselirken İtalyan diktatör Benito Mussolini’yi değil, Atatürk’ü örnek aldı. Öyle ki, Türkiye’yi kendisinin ‘parlayan yıldız‘ı olarak görüyordu.

* Naziler, ‘Türk Ulusal Hareketi’ni model aldı; Hitler ve propaganda bakanı Joseph Goebbels Atatürk’e kişisel hayranlık besliyordu.

* 1’inci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanlar, özellikle de ülkedeki muhafazakar kesimler, Paris Barış Konferansı’nda kendilerine adil davranılmadığına, hatta bürokratlar ve Berlin’deki azınlıklar tarafından ihanete uğradıklarına inanıyordu. 1’inci Dünya Savaşı’nda kendileri gibi yenilgiye uğrayan Türklerinse, Sevr Anlaşması’ndan sonra ‘küllerinden doğması‘, Almanları derinden etkiledi.

Ihrig bu konuda şu ifadeleri kullanıyor: ”Çaresiz ve perişan haldeki Almanya’nın gözünde, bu durum milliyetçi bir hayalin gerçek olması ya da daha ziyade bir tür aşırı ulusal bir pornografiydi.’

* Sonraki dört buçuk yıl boyunca, muhafazakar Kreuzzeitung gazetesinde Türkiye hakkında tam 2 bin 200 parça haber veya analiz yayımlandı.

* Nazi bağlantılı Heimatland gazetesi, 1 Eylül-15 Ekim 1923 arasında sayfalarının sekizde birini Atatürk’e ayırdı.

‘Sert’ yöntemini taklit etmek istediler

* Bu dönemde Almanya çapındaki gazeteler Türkiye’den Almanya’nın ‘rol modeli‘ diye söz ediyor, milliyetçi kanaat önderleri Anadolu’nun ‘Bize istediğimizi verin yoksa savaşmaya devam ederiz‘ yollu müzakere taktiğini yüceltip Almanya’nın ‘İtilaf Devletleri‘ne boyun eğdiğini savunuyordu.

Ihrig kitabında, Almanların gözünden Türkiye’de yaşananları şöyle açıklıyor: ”Türkiye’nin devrimi, revizyonist bir milliyetçi rüyanın gerçeğe dönüşmüş haliydi. Hatta, savaş alanında güç yoluyla ve efsanevi dönemeçlerden geçilerek sağlandığı için bu rüyanın fetişleşmiş bir versiyonu gerçeklemişti.’

Ankara-Münih benzetmesi

* Kitaba göre, Alman muhafazakarlar o dönemde Türkiye’ye ulusal kaderinde aktif bir rol üstlendiği için övgüler düzüyordu. Atatürk’ün birleşik bir ulusal mücadele başlatmak için İstanbul’u değil Ankara’yı seçmesi de onlar için önemliydi. Zira Hitler ve müttefikleri de hareketlerinin çıkış noktasını Berlin değil, Münih olarak görüyordu. Kitaba göre, sonradan Atatürk’ün hayat hikayesi de bir ‘Führer‘in önemini anlatmak için kullanılacaktı.

‘Mussolini değil, Atatürk’

* Kitapta, Hitler’in iktidar yolunda Mussolini’den etkilendiğine dair yaygın bir kanı olduğuna dikkat çekilse de şu ifadelere yer veriliyor: ”Mussolini’nin, faşist İtalya’nın sonradan kazanacağı öneme dayanarak Almanya üzerinde sahip olduğu varsayılan rol modeli işlevi, birçok yazarın İtalya’yı gereğinden fazla önemsemesine yol açtı. Bu nedenle, çok az tarihçi Atatürk’ten darbe öncesi atmosferin bir parçası olarak söz eder.” Ihrig bu noktada, Mussolini’nin de kendisine ‘Milanolu Mustafa Kemal‘ dediğini yazıyor.

* Ihrig’e göre, Nazilerin iki gazetesi Heimatland ve Völkischer Beobachter, 1921 kadar erken bir tarihte ‘Türk yöntemleri‘ni savunuyordu. Buna göre Naziler, Türkiye’nin bağımsızlığının ancak savaşla mümkün olabildiğine dikkat çekiyor, Atatürk’ün azınlıklara ve muhaliflere yaptığı baskıyı hatırlatıyordu.

Nazi ideologlarından özel ilgi

* Kitaba göre, Nazi ideologlarından Hans Trobst, Türkiye’nin Ermeniler ve Rumlar gibi ‘kan emici‘ler ve ‘parazitler‘den ‘ulusal arınma‘ süreci hakkında yazılar kaleme almıştı. Trobst daha sonra Türkiye hakkındaki yazıları okuması için Hitler’le tanışmaya çağırıldı. Kitapta, Hitler’in sekreterinin bizzat aşırı sağcı lider adına Trobst’a bir mektup gönderdiği de belirtiliyor. Buna göre mektupta ”Sizin Türkiye’de tanık olduğunuz şey, bizim kendimizi özgürleştirmek için gelecekte yapmamız gereken şey” deniliyordu.

‘Birahane Darbesi Atatürk’ten esinlendi’

* Kitapta, Türkiye’nin ‘yöntem’lerine duyulan ilginin, Hitler’in Bavyera’da yönetimi ele geçirmek için giriştiği başarısız Birahane Darbesi’nin temellerini oluşturduğu da savunuluyor. Ihrig’in iddiasına göre, Hitler bu girişimin başarısız olmasının ardından ilhamını Türkiye’den aldığı sert yöntemlerden vazgeçip Mussolini gibi meşru, siyasi bir yol benimsemeye karar verdi.

Mahkemede Atatürk’ü örnek gösterdi

* Hitler, Birahane Darbesi’nin ardından yargılandığı davada da kendisini savunurken, iktidarı ele geçirme girişiminin haince olmadığını öne sürdü; ‘ulusunun özgürlüğünü kazanmayı amaçladığını‘ söyleyerek Atatürk ve Mussolini’yi örnek gösterdi.

* Hitler 1933’te Milliyet’e verdiği söyleşide, Atatürk’ü ‘yüzyılın en önemli adamı‘ diye niteledi; ‘Atatürk’ün Türkiye’yi kurmak için liderlik ettiği başarılı kurtuluş mücadelesinin, 1920’lerin karanlığında kendisine, Nasyonel Sosyalist hareketin de başarılı olacağına dair güven verdiğini‘ söyledi. Hitler Türkiye’deki hareketi, ‘parlayan yıldızı‘ olarak niteledi.

‘Mussolini ilk öğrencisiydi, ben de ikinci’

* Hitler 1938 yılında, gazetecilere ve siyasetçilere kendi doğumgününde yaptığı açıklamada, bir ülkenin kaybettiği kaynakları yeniden seferber etmesinin ve canlandırmasının mümkün olduğunu ilk kez Atatürk’ün gösterdiğini söyledi. Hitler Atatürk’ten bu bağlamda bir ‘öğretmen‘ olarak söz ediyor, ”Mussolini ilk öğrencisiydi, ben de ikinci” diyordu.

İktidara gelince yeniden hatırladılar

* Ihrig’e göre, Birahane Darbesi sonrasında Almanların Türkiye’ye ilgisi azalsa da, Nazilerin iktidara yükselmesiyle Türkiye yeniden gündeme geldi. İhrig, Nazilerin, ‘halk tarafından sorgulanmadan takip edilecek bir führer’in gerekliliği‘ni savunurken, tek bir siyasi parti için bastırırken, ‘ulusal fedakarlık gereğinden söz ederken ve düşmanlara karşı birleşik bir cephe sunabilmek için iç muhalefeti bastırmak zorunluluğu‘na dikkat çekerken, Atatürk’ü örnek gösterdiğini yazdı.

Propaganda Bakanlığı bile ‘Çok yazdınız’ demiş

* Kitaba göre, Naziler döneminde Almanlar Türkiye’ye öyle saplantılı bir biçimde yaklaşıyordu ki Propaganda Bakanlığı 1937’de Türkiye hakkındaki olumlu haberlerin miktarının ‘dayanılmaz‘ noktalara geldiğinden şikayet etti.

Atatürk büstüne bayılıyordu

* Kitapta, Hitler’in Atatürk saplantısının stratejik olduğu kadar kişisel de olduğu savunuluyor. Buna verilen örnekler şöyle: Hitler’in Josef Thorak tarafından yapılan Atatürk büstünü ‘en çok değer verdiği eşyalarından‘ biri olarak görmesi; dönemin Türkiye büyükelçisi Kemalettin Sami Paşa’nın ölümü nedeniyle Naziler’in paramiliter örgütü Fırtına Birliği’nin (SA) karargahında bayrakların indirilmesi; Hitler’in Sami Paşa için resmi cenaze emri vermesi.

Kristal Gece’ye rağmen manşet

* Atatürk’ün ölümü, meşum Kristal Gece’den, yani SA’nın Almanya ve Avusturya’da Yahudilere karşı örgütlediği ırkçı saldırılardan sadece bir gün sonra meydana geldi. Buna rağmen, gazetelerde çok geniş yer buldu.

Kaynak-diken

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ABD’de darbe mi olacak?

Polonya Avrupa’nın Süper Gücü Olacak