in

Dönükler – Alevilikten Sünniliğe Geçiş

dönükler

Dönükler – Alevîlikten dönenler

Burada öncelikle dönük nitelemesinin, bölgedeki Alevîler’in, daha önce kendileri Alevî iken Sünnîliği benimsemiş kişi ya da gruplar için kullandıkları bir tabir olduğunu ifade ederek başlamak yerinde olacaktır. Zira Alevîler bu kişi veya gruplara “dönük” derler Biz de ele alacağımız
olayın Alevîlikten Sünnîliğe geçiş olması nedeniyle burada bu yerel nitelemeyi kullanmayı tercih ettik.
Dönükler, Alevî inanç ve uygulamalarını terk ederek “Sünnîleşen” kişi ve gruplardan oluşur. Bunlar bölgede dağınık bir durumdadırlar. Almus’un Baba Köyü; Niksar’ın Ayvalı, Bozcaarmut ve Özdemir köyleri; Reşadiye’nin Darıderesi, Işıklar, Elmacık, Nebişeyh ve Hasanşeyh vb.
köyleri bu kişilerin bulundukları köylerden bazılarıdır. Bunlardan bazıları Alevî iken Sünnîleştiklerini açıkça ifade ederken, bazıları ise kendileri için dile getirilen “daha önceleri Alevî oldukları” yönündeki bilgileri bir söylenti ve iddia olarak görürler ve bunu kabul etmezler. Bu ikincisine güzel bir örnek, Turhal’ın Sütlüce ve Yağlıalan köyleridir. Bu iki köy Turhal’da kendilerinden bilgi alınan
Alevîler’den bazılarınca Alevî olarak sıralanmışken, diğer bazılarınca da “Alevîlikten dönenler” olarak nitelendirilmişlerdir. Ancak bu köylerden Sütlüceliler ile yapılan görüşmelerde köy sakinlerinin Alevîler tarafından dile getirilen “kendilerinin Alevî oldukları veya Alevîlik’ten döndükleri”
şeklindeki her iki görüşe de itiraz ettikleri görülmüştür. Bu köylülere göre, her iki köy de eskiden beri Sünnî itikad ve ibadeti devam ettirmektedir ve geçmişten günümüze Alevî inanç ve erkanı ile bir bağlantıları yoktur. Ayrıca köyün muhtarı da Alevîler arasında Osman ismine pek rastlanmadığını, ancak hem içlerinde Osman ismini taşıyanların bulunduğunu, hem de kendisinin üçüncü göbek dedesinin isminin Osman olduğunu ifade etmektedir. Sütlüce köyünün imamı da üç
aylar orucu, şevval orucu, pazartesi ve perşembe orucu tutanların olduğunu
söyleyerek bu köyde Alevî inanç ve ibadetlerinin söz konusu
olmadığına işaret etmektedir.

dönükler1
Sünnileşen kişilerde, Ehl-i Beyt’e hürmet, evliyâ kültü, Allah’ı zikir gibi tasavvuf düşüncesinde anlamlandırılabilecek kabullerin devam etmekle beraber, beş vakit namaza devam, 30 gün Ramazan orucu tutmak, hac için Kabe’yi ziyaret gibi uygulamaların da titizlikle yerine getirilmeye çalışıldığı görülmektedir. Aslında söz konusu ibadetleri yerine getirdikleri için Sünnîleştikleri söylenen bu grupların bu ibadetleri yerine getirmeleri noktasında birkaç hususa dikkat çekmek gerekir. Dört kapı-kırk makamı temel düstur olarak kabul eden Alevîler arasında şehirleşme ya da kapalı toplum kalıplarından çıkıp Geleneksel Alevîliği ayakta tutan Dedelik kurumunun etkisinin de zayıflamasıyla, dört kapının ilki Şeriat kapısında yer alan namaz, oruç, hac gibi Alevîler’ce şeriat makamının ve dolayısıyla Sünnîliğin ibadetleri olarak görülen bazı ibadetleri yerine getirmeleri anlaşılabilir bir durumdur. Çünkü kendilerini tarikat makamının müntesipleri olarak kabul edip, şeriat makamı ibadetleriyle yükümlü olmadıkları genel kabulünden hareketle ibadet hayatlarını tarikat hayatının gerekleriyle sınırlayan ve Dedelikle beraber düşkünlük, iç evlilik, musahiplik gibi cemaati dışarıdan gelecek etki ve tepkilere karşı tahkim ederek bir nevi iç bütünlüğe zorlayan kapalı bir toplum hayatını terk eden kişilerde, değişik etkiler söz konusu olsa bile en azından psikolojik açıdan daha önce zaten kabul ettikleri bir makamın gereklerini yerine getirme noktasında bazı kolaylıkların olabileceği göz ardı edilmemelidir. Nitekim şehirde yaşayan bir Ocakzade Alevînin, “aslında Cuma namazına devam edilmesi gerektiği, hatta namaz konusunun
dört kapı-kırk makamım ilk makamında sıralanan hususlardan birisi olduğu”64 yönündeki ifadeleri şehirleşme ya da söz konusu kapalı toplum hayatından çıkmakla benzer yaklaşımların sergilenmesi potansiyeline işaret etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ABD Geri Çekiyor

Hitlerin Kurduğu Nazizmin Uygulamaları